öfke

EŞİMİN ÖFKESİNE ÇARE BULAMIYORUM

Evlilik terapisti ister istemez kişiler arası ilişkilerde çözümsüz bir sürece girmiş gibi görünen duygulara odaklanır. Evlilikte belki de en çok şikayet edilen ve kontrol edilmeye çalışan duygulardan biri öfke dir.

Öfkeyi toplum olarak faydasız ve zararlı görsek de onu bir enstrüman olarak nasıl kullandığımıza bağlı olarak bize yarar bile sağlayabilir. Evlilikte öfke bir başka duygunun ifade edilemeyişi ile birlikte açığa çıkabilir. Çiftlerde kadınlar genelde üzüntü ve hayal kırıklığını, erkekler utanç ve yetersizlik duygularını öfke üzerinden tanımlarlar. Öfke bir nevi gideri tıkanmış bir lavabonun sonunda taşmasıdır. Çocukluğundan itibaren öfkeyi hem başka duygularını ifade etmek, hem de istediğini almak için en kestirme yol olarak öğrenen bir kişinin artık sık sık öfkeye başvurması kaçınılmazdır.

ÖFKEYİ DOĞRU İFADE ETMEK MÜMKÜN MÜ?

Sorun öfkenin ortaya çıkmasından ziyade kontrolsüz ve yanlış ifade edilmesidir. Eşine bağırmak, odadaki eşyaları fırlatmak, alay etmek ya da suçlamak ile “Ben şu anda seni kırmak istemiyorum. Ama öfkeliyim” ifadesi arasında dağlar kadar fark vardır. İkinci ifadede kişinin eşine ve ilişkisine değer verdiği belli olduğundan öfke daha az kırıcı olur.

Kontrolsüz öfkenin tekrarlanmasının bir nedeni de diğer eşin öfkeye verdiği istemsiz tepkidir. Öfke, tehlike alarmımızı çalıştırır ve bir savunma mekanizması ile birlikte suçlama ya da kaçınma gibi bir tepkiye dönüşebilir. Eşlerin birbirine karşı empatik olması, tehlike alarmını umursamadan karşı tarafı dinlemesi, anlamaya çalışması öfkeyi zamanla doğru ifade etmeye götürür. “Ben” diliyle, karşıdakini suçlamadan başlayan bir tartışma genelde alevlenmek yerine, bir çözüm yolu bularak sonlanır. Karşıdaki öfkeyi kabul ederken, duyguları dinlemek ve sakin kafayla ifade etmek çok daha kolaylaşır.

ÖFKE , BUZDAĞININ GÖRÜNEN YÜZÜ

Sevginin ve ilginin yoğun olduğu evliliklerde bile öfke ve tartışmalar kendini gösteriyorsa buzdağının altında neler olduğunu, bu dağın hangi gizli duyguları barındırdığını araştırmak gerekir. Görünmeyen ve eşlerin farkında bile olmadığı kısımda üzüntü, kıskançlık, çaresizlik, yalnızlık, kaygı, değersizlik ve anlaşılamama gibi pek çok duygu saklanır. Bu duygular saklandıkları yerde görülmedikçe ve ifade etmedikçe büyür, sonunda öfke olarak gün yüzüne çıkarlar. Üstelik öfke sadece bağırıp çağırılarak ifade edilen bir duygu değildir. Bazen ilgi göstermemek, sevgiyi göstermemek, alay etmek gibi pasif şekillerle de hayatımızı çepeçevre kuşatır.

Böyle bir durumda sormak gerekir; eşiniz hangi duyguyu saklamak için öfkelendi? İş yerinde kendini yetersiz hissettiği için mi? Yalnız hissettiği için mi? Kendini ifade etmekte zorlandığı için mi? Evi geçindirme konusunda  kendini suçladığı için mi? Bir evlilik terapisti gibi önce öfkeye değil, öfkenin kaynağı olan duygulara odaklanmak işe yarayabilir.

DÖNGÜLERİ KIRMAK CESARET İSTER

Özellikle evliliğin ilk yıllarında çiftler birbirlerini sevdikleri halde aralarında çatışmalar çıkabilir.  Evlilikte eşler arasında yeni bir bağ iki tarafın da geçmiş tecrübelerinden, aile ilişkilerinden beslenerek şekillenir. Herkes alışkın olduğu ilişki döngülerini yeni ilişkisine de getirir. Örneğin erkeğin ailesinde öfke yıkıcı bir şekilde hep karşıdakine hakaret ederek ifade edilmiştir ve o da eşine öfkesini böyle ifade eder. Öfkeden çok kaygının olduğu bir aileden gelen kadın ise öfke karşısında ne yapacağını bilmediği için geri çekilir. Bu konu hakkında hiç konuşmaz. Erkek yalnız ve anlaşılmamış hissettiğinden bir süre sonra tekrar öfkelenerek aynı kısır döngünün içerisinde kendini bulur.

Döngüleri kırmak, iki tarafın da el ele verip duygularını tanıması ve bu duyguları düzenlemeyi öğrenmesi demektir. Eşiniz nasıl hissederse öfkelenmezdi? Çok değer verildiği zaman mı? Anlaşıldığı zaman mı? Olduğu gibi kabul edildiği zaman mı? Empati yapabilmek, sizin onun, onun sizin ihtiyaçlarınızı görmenizi sağlar ve ilişkinize nefes aldırır.

Eşinizin öfkesini kontrol edemeseniz de kendi tepkilerinizi kontrol edebilirsiniz ve bu bütün döngüyü değiştirebilir. “Öfkenin seni yormasını istemiyorum, biraz sakinleşmek için nefes alabilirsin” “Öfkelendiğini biliyorum, haklısın ama aynı zamanda üzüldüğünü de hissedebiliyorum” gibi yönlendirmelerle onu daha güvenli ve iyi hissettiği bir ruh haline taşıyabilirsiniz. Belki iş stresi gibi öfkeyi dışarıdan tetikleyen faktörleri yok etmek elinizden gelmez, ama öfkeyi şefkatle, güvenle, espriyle, anlayışla ve paylaşımla her zaman yumuşatabilirsiniz. Sizi seven biri sizinle öfkeyle iletişim kurmaya çalışıyorsa unutmayın ki bu bir yardım çağrısı, beni ve ihtiyaçlarımı anlayın çağrısı olabilir.

PSİKOLOG CEMİLE AKDAĞ ÇEBİ

Psikolog Bilgileri

therapica

Önceki yazıyı okuyun:
EN BÜYÜK TATİL “PAYLAŞMAK”

Yeni bir yıla adım atarken birkaç gün bile olsa tatilimizin olması sevdiklerimizle zaman geçirebileceğimiz anlamına geliyor. Ancak bazılarımız yılın bu...

Kapat